Sevgili "sen"

 Sevgili kimse,

Bunu okuyan tek kişi sen olacaksın büyük ihtimalle ve ben sanırım senin dışında herkesin bu yazıyı okumasını yeğlerdim çünkü bu yazının konusu "sensin ".

Son zamanlarda fazla gerginim, Paris'teyken her sınavlarım yaklaştığında, okulun hızını yakalayamayıp geri de kaldığımda aynı döngüye giriyorum. Gerçeği de kabul etmek lazım ; geri de kalmamın büyük bir sebebi de sensin, o yüzden sonuçlarına katlanıp beni çekmek zorundasın kaçışın yok :). 

Sana bundan biraz zaman önce ilişkimizin eskisi gibi olmadığını hissettiğimi söylemiştim, sende bana hak vermiştin. Birlikte daha çok çabalayacağımıza söz vermiştik. Ne kadar saçmaymış, ev işlerinde bana yardım etmemene, durmadan yatmana sinir olduğumu söylemiştim. Yanlış anlama, bunlar hala beni rahatsız eden şeyler ama sanırım beni gerçekten de sinir eden şeyler değil. Beni kıran şeyleri seni karşıma alıp söylemeye korktuğum için sanırım "sinir" olarak dışa vurduğum başka şeylerle seni olmadığın ama benim olmanı istediğim bir insana dönüştürmeye çalışıyorum. Keşke karşına geçip şu an yazacaklarımı sana söyleyebilsem ama ne yazık ki bu cesareti kendimde bulamıyorum, çünkü kendimi düzgün ifade edebildiğime inanmıyorum.

İçimde sana söylemek istediğim çok şey var, sana hakkında kızmak istediğim. Ama düşündükçe anlıyorum ki ben sana aslında sinirli bile değilim. Sana sadece kırgınım ve seni özlüyorum. Bir süredir bana eskisi kadar değer verdiğini düşünmüyorum çünkü verdiğin değeri eskisi kadar gösterdiğini düşünmüyorum. İlişkimiz boyunca hep küçük yollarla bana değer verdiğini göstermeni istedim ; istemediğin bir filmi izleyerek, bana yemek yaparak, buluşmalarımızı önceden düzgün bir şekilde ve kendi istediğin için planlayarak, dışarıda gördüğün bir şeyi seveceğimi düşündüğün için alarak veya en küçük bir şeyde bile heyecanını benimle paylaşma isteğini içinde bulundurarak... İlişkimizin başında bunların hepsiydin, hem de fazlasıydın, şu ansa bunlara uzaksın. Farkındayım ki, bende ilişkinin başındaki ben değilim, ben de manevi yönümü eskisi kadar tutmuyorum ama hala her seferinde sana benden bir parça vermeye çalışıyorum. Her özel günde bir mektup, her özel günde sadece sana özel olacak olan çünkü benim tarafımdan yapılmış olan bir şey vermeye çalışıyorum. Senden bunu beklemekle hata mı yapıyorum bilmiyorum ama eskiden sadece bir istek olan bu düşünce benim için artık bir ihtiyaç haline geldi. Aramızdaki kilometreler her gün sanki açılıyor, ben senden uzaklaşıyorum. Ve bunu en başında aramıza kilometreleri soktuğum gibi şu anda kendim yapıyorum. Seni karşıma alıp bağırmak istiyorum " bana beni sevdiğini söyleme göster, beni en baştan ilk gün ki gibi sev" diye. Ama bunu kendim yapmadığım senden sürece isteyemeyeceğimi de biliyorum. Sana olan sevgimi en baştaki gibi gösteremesem de, seni hala ilk gün ki gibi seviyorum. Seni sevmekten de hiç vazgeçmedim. Ama artık gerçekten seninle ayı sayfada olmak istiyorum, eğer aynı sayfada olduğumuzu düşünüyorsan : eminim ki içinde bir yerde sende her şey düzgün desek de olmadığını biliyorsun. 

Belki de seni önceliklerimden çıkardığımı ve bu yüzden senin de kendine başka öncelikler edinmen gerektiğini düşünüyorsundur, bilemiyorum. Ya da ilişkiye benim tarafımdan verilen değerin azaldığını. Eğer bunları düşünüyorsan, sana bunları hissettirdiğim için özür dilerim. Hiçbir zaman böyle olmasını istemem. İçimde senin ve ilişkimizin yeri hala aynı ve bunu dışarı vurmaya elimden geldiğince dikkat ederim. Lütfen sende benim dediklerime kulak ver ve benim zaten kırık olduğumu anla. Sadece kendimin de kırık olmadığını biliyorum, en az sende benim kadar hatta büyük bir ihtimalle benden daha da kırıksın. O yüzden lütfen kırıklarımızı birlikte onardığımız, o kırıklara sebep olmadığımız ilişkimize geri dönelim. Ben artık seni daha fazla kırmak, üzgün olma sebebin olmak istemiyorum. Senin de beni anlamanı istiyorum.


Yorumlar