Laga Luga

 Sevgili kimse, 

Su an havalimaninda bekliyorum. Bir sene daha gecti. Zaman ne kadar hizli geciyor degil mi. Inanmak cok zor. Bu yazilari buraya gelmeden once yazmaya baslamistim, su ansa umarim son senelerimden birini bitirmis olarak yaziyorum. 

Cok garip hissettiriyor. Eve donmek : ev neresidir? Su an evim neresi sorusuna ne cevap veririm bilemiyorum. Paristeki 23m2 apartmanim mi yoksa buyudugum evim mi? Ikisini de terk etmek cok zor ve ikisine de donmek cok rahatlatici. Bir insan iki yere ayni anda ait olabilir mi ? 

Kafam allak bullak. Bir suru insan var. Bir suru hayat var gozlerimin onunde. Bu insanlar nelerden hoslanirlar, nelere uzulurler, ne dertleri var, ne pismanliklari… Herkes cok farkli birbirinden. Ayni hayati birak, coguyla ne ayni kulturu ne de ayni dili paylasiyoruz. Herkes bir sekilde yasiyorsa, yasamayi degerli kilan nedir? Bize bu hayatin verilis amaci nedir? Aslinda hepimiz ayakta kalmaya calismiyor muyuz? Ne kadar aksi ilan edilse de hayata bile esit dogmayan insanlik , bu mutlak esitlik arayislarinda basarili olabilir mi?  Hayatlarimiz aslinda dogumumuzdan bellidir bence. Kadere ne kadar inaniyorsam, insanin kendi kaderini cizdigine de bi o kadar inaniyorum. Birbirimize bu kadar muhtac oldugumuz bir dunya da, bir insan hicbir zaman kendi kaderini tek basina cizemez. Alinan her karar, olan her olay aslinda birbirine baglanir. Keske tek tek herkesin hikayesini dinleyebilsem cunku bana gore her hikaye dinlenmeye deger. Insanlarin ilk asklari, ilk kalp kirikliklari, hayalleri, korkulari… Birbirimizden nasil bu kadar farkli olabildigimizi anlayamiyorum. Insanlarin karakterleri naisl neye gore olusuyor anlam veremiyorum. Her zaman aradaki benzerliklere odaklanmaya calisiyoruz, ayristirma olmamasi  icin bu benzerlikleri hep vurguluyoruz. Ama bence bizi ayni noktada birlestiren aslinda bu farkliliklarimiz. Herkesin ayni oldugu bir dunya cok sikici olurdu. Herkesin farkli bi hikayesi olmasi hosuma gidiyor. Hikayeler hosuma gidiyor. Ote yandan kendi hikayem beni ne kadar tatmin ediyor bilmiyorum. Benim dinlenmeye deger bir hikayem var mi bilemiyorum. Insan kendi kaderini cizebiliyorsa, benim kalemim su an elimde mi bilemiyorum. Durmadan kaybediyorum, baskalarina odunc veriyorum. Her bir kaybedisimde de elime geri almak zorlasiyor. Hayatimi kontrol edip hayatima yon vermek gittikce zorlasiyor. Verdigim kararlari nasil veriyorum gercekten bilmiyorum. Kaderimin baskalari tarafindan belirlenmesine izin veriyorum cunku kendim yanlis karari almaktan korkuyorum. Anliycagin elimdeki kalem zorla alinmiyor ama ben  durmadan zorla  baskasina veriyorum. 

Bence herkes tek basina. Belirli bir yastan sonra herkesin kendisiyle bas basa kaldigina inaniyorum. Cok garip geliyor, ne ebeveynler cocuklarini tam taniyor, ne de cocuklar ailelerini. Bazen anne babamizin da bizden once bir hayati oldugunu unutuyoruz. Onlarin da bir zamanlar genc olduklarini, onlarin da bizim yerimizde oldugunu… Bence cocuklarin ebeveynlerini anlayamama sebebi bu. Ayni zamanda da ebeveynlerin cocuklarini anlayamama. Kimse baskasinin ayakkabasini giymek istemiyor, o ayakkabi kendi eski ayakkabisi olsa bile. O yuzden hep tekiz. Kafamizdan gecenleri ne kadar baskasinin anladigina inansak da, anlamiyorlar, anlayamazlar da. Ben de anlayamam. Kimse icin « sevgi » ayni seyi ifade etmiyor, ayni sekilde « nefret » de. Hic kimsenin dertleri ayni degil

Yorumlar