Saat 06.22

 Sevgili kimse,

Bu blog girişimi biraz başarısız günlük girişimlerime benzedi : yazılacak çok fazla anı, anlatılacak çok fazla olay ama bunları kelimelere döken kimse yok. Bu yüzden de zamanla hepsi yok olup gidecek. Yok olup gitmek, sanırım en çok korktuğum bu. Kendimden bir şeyler bırakamadan kaybolup gitmek. Tüm uğraşlarım sanırım kayda değer bir şeyler başarmak için. Ama bugünkü konumuz bu değil. 

Tarih 08.10 saat 06.22. Tam olarak 1 ay 5 gündür Fransa'dayım. 3 Eylül'de önce ben, ardımdan bavulum, onun ardından da Umut'la Fransa'ya tamamen yeni bir hayat kurmaya geldim. Okulum başladığından beri zaten zordu ama son zamanlarda dayanılamayacak seviyeye geldi. Öyle dayanılamayacak seviyede ki hatta şu an bu yazıyı bir an önce bitirip notlarımı düzenlemeye geçmek istiyorum. Bu blogu okuyanlar ,zaten yakınlarım (tabi onlar da benden umudu kesmeyip arada bir göz gezdiriyorsa buraya),  beni biliyorsunuz, asla gece kuşu değilimdir. Uyumayı severim, uyumayı çok severim. O yüzden şu an yaşanan bu durumun vahametini anlıyorsunuzdur. Birkaç gündür hastayım. Ve bu buraya gelişimden beri ikinci hastalığım. İlki şükürler olsun ki Umut buradayken oldu. Umut buradayken her şey yine yolunda değildi ama birlikte olayları rayına oturtmayı biliyorduk. Şu ansa yapayalnız hissediyorum. Değilim belki de biliyorum ama günün sonunda her şeyi yapmak zorunda olan benim. Hem yemek yapmak, hem bulaşık yıkamak, hem odamı temizlemek, hem okula gitmek, hem dersleri anlayıp not çıkarmak beni çok yoruyor. Haftalardır yıkanmayı bekleyen çamaşırlarımı saymıyorum bile. Bugün sabahki amfi dersine uyanıp gidemedim, aşırı hasta hissediyordum kendimi. Aynı sebeple zorunlu derslerimden sonra olan amfi dersine de girmedim , onun yerine eve gelip dinlendim. Ve akşam çok iyiydim, burnum akmıyordu, boğazımda bir şey kalmamıştı, kendimi çok iyi hissediyordum. Aşağı ders çalışmaya indim ve yukarı çıktıktan 10 dakika sonra ,artık odanın dondurucu soğuğundan mı bilmiyorum, bir anda öncekinden kötü olmaya başladım. Şu an Fransa'daki hayatım da aynen böyle : her şey iyi gidiyor sanırken bir anda tepetaklak oluyor. Ama vazgeçmedim merak etmeyin, buraya geldiğim için pişman değilim. Günün sonunda bu karar benim kararımdı. Getirdiği zorluklara sonuna kadar katlanmak zorunda olduğumu biliyorum. Sadece bazen kendimi patlayacak bir duygu bombası gibi hissediyorum ve yazmak iyi geliyor. En azından sessiz bir patlama yaşanıyor.

Gece uyumayı denedim, olmadı. Sanki nefes alamıyor gibi hissediyorum. Endişeliyim , kaygılıyım , nasıl her şeyi yetiştireceğimi düşünüyorum ve daralıyorum. Artık uyumayı denemeyi de bıraktım çünkü şu andan itibaren uyursam , ki uyuyamam , sabah uyandığımda çok daha yorgun olacağım. O yüzden en azından biraz yararlı bir şeyler yapayım mantığıyla ders yapmaya gideceğim. Bana şans dileyin. Umarım hem yarın , hem de tüm senem güzel olur. 


Yorumlar

Popüler Yayınlar