Love is an open door
Sevgili kimse,
Uzun zamandır yazmıyordum. Neden bilmiyorum ama yazmayı çok sevmeme rağmen düzenli yazmakta başarılı değilim. Kendi sevdiğim, beni mutlu eden, ilerideki Alara için yapmaya çalıştığım şeyi bile pek başarabildiğim söylenemez. Umarım yazmayı alışkanlık haline getirebilirim.
Sevgi... Ağır bir kelime. Her insan muhtaçtır sevgiye. Bense, diğerlerinden biraz daha muhtacım sanırım. İnsan ilk sevgiyi ailesinden görür, görmelidir. Sevgisiz bir insan bence hiçbir zaman tam anlamıyla insan olamaz, bir kısmı hep eksik kalacaktır. Ailesinden gerekeni göremeyen insanlar bu sevgiyi dışardan karşılama gereği duyar. En yakın arkadaşları bu yeri doldurmak için görevlilerdir. Ben ailemden sevgi görmedim diyemem ve ailemin üstümdeki emeklerini asla göz ardı edemem. Ama hiçbir zaman sevgi dolu, birbirlerine verdikleri değeri her şekilde gösteren bir aile olduğumuzu da söyleyemem. En yakın arkadaşlarıma gelirsek... o konuyu zaten biliyorsunuz. Beni tanıdığınız için dizilere takıntılı olduğumu, onlara çok bağlanıp, çok etkilendiğimi zaten biliyorsunuzdur. Son zamanlarda bunun sebebinin dizilerdeki insanların her şekilde sevgiyi bulabildiklerini düşünmem olabilir. Gilmore Girls'e taktım şu aralar. Ve diziyi izledikçe ne kadar mutlu olsam da aslında içimde bir şeylerin burukluğunu hissediyorum. Ailemdeki kimseyle bu kadar yakın olmadım, ne annem ne de ablam hiçbir zaman en yakın arkadaşım olamadı. İlk öpücüğümü kimseye anlatamadım, ilk kalp kırıklığımı, ilk randevumu... Suçu kimseye atmıyorum çünkü ortada bir suçlu aranacaksa suçlu olanın ben olduğumu biliyorum. Çünkü belki de bu şeyleri paylaşmayı deneseydim paylaşabilirdim. Sadece zaman geçip benim kadar semt ve ülke değiştirdiğinizde yanınızda sadece ailenizin kalacağını anlıyorsunuz. En azından benim onlar kaldı. Ama bazen her şeyimi bilirken hiçbir şeyimi bilmediklerini farkediyorum. Ve bu beni üzüyor.
Yorumlar
Yorum Gönder